Can Nergis Röportajı

Atv ekranının yeni dizisi “Her Şeye Rağmen” başladı .Dizinin baş rol oyuncularından biri olan “Mehmet” karekterini canlandıran  Can Nergis, beş yıldır Uzakdoğu’nun en tanınmış modelleri arasında. Tayland’da yaşıyor. Orada evi, çiftliği ve bir restoranı var,Can Nergisi Türkiye’ye gelmesine sebep olan ise  Tomris Giritlioğlu,Can’ı arayıp “Her Şeye Rağmen” dizisinde ounaması için teklifte bulunuyor.Can Nergiste hemen kabul ediyor ve işte Türkiye’de

Can Nergis Kimdir?

Can Nergis 1985 İzmir Doğumlu.
Yaş : 26 (27 Mayıs 1985)
Boy : 193
Beden : 52
Ayakkabı : 45
Saç Rengi: Kahve
Göz Rengi: Mavi

Can Nergis’le yapılan ropörtaj

Nerede doğdunuz?
-Doğma büyüme İstanbulluyum. Teşvikiye’de yaşadım hep. Annem ve babamın ev yemekleri dükkanı vardı. 25 yıldır Nişantaşı’nda kendimize ait dükkanımız var. Teyzem Neslihan Yargıcı’nın etkisiyle, 17 yaşımda modelliğe heveslendim. Teyzem beni Neşe Erberk’e götürdü. Modellikle ilgili birkaç işte yer aldım, başarılı buldular. Önce defilelerle başladı. Ondan sonra ufak kataloglar, sonra büyüdü işler. İstanbul Üniversitesi Turizm Otel İşletmeciliği bölümünü kazandım. İkinci sınıftan sonra, okul bana dar gelmeye başladı…
 Sıkılgan birisiniz galiba.
-Biraz. Sonra yurtdışında okumaya karar verdim. Ablam, annem ve ben İngiltere’ye gittik önce. Sonra döndük, ben kendim bir yerlere gitmeye karar verdim. İstanbul’da araştırırken, internetten Avustralya’da bir menajer buldum.
-Dünyanın öbür ucunda…
-Evet ama Türktü. Beni Çin’e yollamaya karar verdi.
-Evet, çünkü yeni başlayan modelleri önce Asya’ya yollarlar. Özellikle Çin, ilk başlayanlar için biçilmiş kaftandır.
Niye?
-Çok sayıda ve dünyanın her yerinden müşteri gelir. Seçeneğin fazladır. Çok sayıda katalog çekilir.
Aileniz ne dedi bu marjinal karara?
-’Hayır,’ dediler ama ben ‘Evet,’ dediğimde olur. Çin’de bir ajansla üç aylık kontrat imzaladım. Onlar beni diğer modellerin de kaldığı bir otele yerleştirdi. Altı ay sonra menajerimden ayrıldım. Serbet çalışmaya başladım, kendi evimi tuttum. Uluslararası reklamlar çekmeye başladım. Bu reklamlar Avrupa’nın, Asya’nın her yerinde dönmeye başladı, ufak ufak tanınmaya başladım. Bir yıl sonra, Olimpiyat oyunları başladı. O dönemde çalışma izni istiyorlardı. Hong Kong’a gittim. Orada üç yıl modellik yaptım, ama yine sıkıldım.
 Sonra?
– Singapur’a gittim, orada da modellik yaptım. Malezya’ya geçtim, sonra Tayland ve Japonya. Ve tekrar Tayland’a döndüm. ‘Tayland çok güzel, burada yaşayabilirim,’ diye düşündüm. Top model Bar Rafaeli ile Garnier şampuanının reklam filmini çektik, şu an Fransa ve Almanya’da yayınlanıyor. Korean Air’in reklamında yer aldım. Dünyanın her yerinde yayınlanıyor. Bir barrestoran açtım, Taylandlı bir ortakla.
– Bir dakika, çiftlik, ev ve restoran…
İyi kazanıyordunuz o zaman.
– Evet. Babam geldi yanıma. ‘Çiftlikte yaşayamam,’ dediği için, o da yardım etti ev satın aldık.
 Orada işler nasıl gidiyor şu an?
-İyi gidiyor. Restoranımın adı Shewa. Böyle mutlu mesut çalışıyordum.
Ayvalık’ta yün içliklerle geziyorum. Çok soğuk burası
Beş yıl sonra Türkiye deneyimi nasıl geldi?
– Çok farklı geldi. Uçağa bindiğimde ilk şok. Yıllar sonra ilk kez o kadar Türkü bir arada gördüm.
Tayland’da nasıl bir hayatınız vardı?
-Her şeyi rayına oturtmuştum. Adalara gidiyordum. Telefon geliyordu, iş olduğu zaman deniz kıyısından ayrılıyordum.
– O zaman sizi burada bir hayli zor bir hayat bekliyor. Sabahlara kadar süren setler falan…
-(Gülüyor) Hayatımda bu kadar soğuk görmedim. Orada yılın 12 ayı yaz. Ben tüm gün yün içliklerle geziyorum. Arkadaşlar dalga geçiyor, ‘Bahar geldi, çıkar içlikleri,’ diye ama ben hâlâ alışamadım, üşüyorum.
Beni reddeden bir kadın hatırlamıyorum
Uzakdoğu’nun fahri büyükelçisi gibi olmuşsunuz. Bize tatil önerileri verir misiniz?
-Bir kere Türk turist, fiks bir paketle geliyor Uzakdoğu’ya. Ama oraya kendi koşullarıyla gelse, çok ucuza kalınacak yerler var. Phuket mesela, çok seviliyor ama çok sıkıcı. Eğlence yok. Bunun dışında Koh Tai var, Koh Çan, Samui Adası var. Buralar daha neşeli yerler.
Ailenizdeki herkes sizin gibi güzel mi?
*Bilmem, bir gün bir araya geliriz görürsünüz. Benim annem de, babam da kısa boylu. Tek uzun benim, dayılarıma çekmişim. Çocukluğumdan beri sporla uğraşıyorum. Yüzüyordum, basket oynuyordum.
 Kadınlarla aranız nasıl?
*Ortaokulda epey iyi olmaya başladı.
 Sizi reddeden bir kadın oldu mu?
– Hiç hatırlamıyorum (gülüyor). Reddedecek kadına yaklaşmıyorum zaten. Kaprisli kadınları da sevmiyorum.
En uzun ilişkim altı ay sürdü. Bir modelden ne beklenir ki?
Sevgiliniz var mı?
– Hayır. Tayland’da bir dönem düzenli ilişkim olmuştu. Altı ay.
-Düzenli anlayışınız değişikmiş…
-Bir modelden ne beklenebilir ki…
  Nasıl yani?
– Çünkü yerimizde durmuyoruz hiç. Üç ay bir yerdeyiz, bir ay bir yerdeyiz. O ilişki ne kadar sürebilir ki? Model ortamından bir yere çıkamazsanız. O kişi de aynı koşullarda yaşıyorsa, ilişki düzeni altı ayla sınırlı kalır.
Kendinizi tip olarak en beğendiğiniz görünüm ne?
-Saçlarım uzun ve sakallarım varken daha iyi göründüğümü düşünüyorum. Bıyıklara hâlâ alışamadım. Bıyıklı insanların niye hep bıyığıyla oynadığını anlıyorum çünkü bir süre sonra tik oluyor.
Uzun saçlı, sakallı bir tiptim
Tayland’dayken Türkiye’dekilerin dikkatini nasıl çektiniz?
– Ben bir otelde çalışırken, Çağdaş Ertuna tatil için gelmişti. Gazeteci olduğunu bilmiyordum. Benim modellik hikayelerimle ilgili sohbet etmiştik. O da köşesinde yazmış, bir de resmimi koymuş. Sonra bir telefon geldi, ‘Merhaba ben Tomris Giritlioğlu,’ diye. Gazetedeki fotoğrafımı görmüş. Ben, ‘Kusura bakmayın, sizi tanımıyorum,’ dedim. Beni Türkiye’ye davet ettiler. Bir haftalık öngörüşme yaptık, o zaman uzun saçlı, sakallı bir tiptim.
-Başrol için düşünüldüğünüzü biliyor muydunuz o sırada?
– Evet, söyledi Tomris Hanım. Benim her zaman isteğim vardı. 2013′te her şeyi oturttuktan sonra gelmeyi planlıyordum. Bana bir dönem projesi olduğunu söylediler. Bu çok zordu benim için, günümüz projesi olsa daha kolay altından kalkabilirdim. Beş yıldır hiç Türkçe konuşmamışım, ana dilim gibi Taice biliyorum. Türkçe konuşmaya başlayınca bir tuhaf oldum. Üstelik gelip, 70 sene önceyi canlandıracaktım. Bir oyuncu koçuyla çalıştım, Türkçemi geliştirmek için çalıştım.
Hiç Türk dizisi izlemedim
Ne kadar oldu, Türkiye’ye geleli?
-Beş ay oldu. Geçen gün Paris’e gittim geldim bir iş için.
-Modellik teklifleri geliyor hâlâ o zaman…
– Evet, geliyor, kıramayacağım insanlardı. Ama ikisi bir arada gitmeyecek gibi görünüyor, çok yoğunuz burada. Kendime ayıracak vaktim yok. Ailemi görmeye zamanım yok. Önceki çektiğim reklamların devamı geliyor ama gidemiyorum. Özellikle bıyık var diye de gidemiyorum. Çünkü bıyıklı bir model istemiyorlar. Bıyığı kesemiyorum.
Ayvalık’ta olmak nasıl geldi?
-Her gün buradayım, hiç gitmedim İstanbul’a. Ekranda olmaya alışığım ama kendimi böyle bir işte görmek heyecanlandırdı. Benim durumum biraz tepetaklak oldu. İnsanlar önce Türkiye’de bir şeyler yapar sonra yurtdışına çıkar, benimki tam tersi.
-Hiç Türk dizisi izlediniz mi bugüne kadar?
-Hiç izlemedim. Ayvalık’ta insanlar yanıma geliyor, ‘Şu diziyi izler miydiniz?’ diye soruyorlar mesela… Hiçbir fikrim yok. Kimi geliyor, ‘Kenan Kalav’a benziyorsunuz,’ diyor, kimi Atatürk’e benzetiyor…

Türkçe konuştuğum için her şeyin farkındayım sanıyorlar ama benim Türkiye hakkında gerçekten hiçbir fikrim yok.

Sabah Gazetesi/Pazarsabah

Sponsorlu Bağlantılar



Can Nergis Röportajı yazısında telif haklarına ve yasalara aykırı bir bilgi veya link bulunuyorsa lütfen buradan iletişime geçiniz.

Tutmayın beni... Yorum yazcam.

Yorum ekleye bilir yada yazı için geri bildirim gönderebilirsiniz..Bu yazı için yorumlarına abone ol: subscribe to these comments RSS.

 

Yorum içerisinde kullanabileceğiniz Html tagları :
<a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>

Yazıya yorum yazdığınızda yorumunuzun hemen yanında bir Gravatarınız yayınlanacaktır.Hani benim Gravatarım?.